Kapadokya Gezi Rehberi

Kapadokya Gezi Rehberi

Kapadokya Göreme Gezi Rehberi

Bilinen tarihinin dışında, rivayetlere göre gizemli keşif yolculuğuydu Kapadokya…

Tüm medeniyetlerin yolları böyle düşmüş zaten ona.

Her medeniyet bir duyguydu insanda ve gizemli her kubbesinde yaşadığı medeniyeti ve o medeniyetle yoğurulmuş duyguyu barındırıyordu.

Rengârenk balonlarla gökyüzüne süzülüp yeryüzünde en hisli duygularla beni kendine bağlayan atlarla bozkırda topraklanarak süzülmekti Kapadokya.

Kayseri Havalimanı’na indiğimde bende kendi keşfime hazırdım. Göreme için transfer aracına bindiğimde içimden ‘’ topraklanmaya da süzülmeye de gönüllüyüm.’’ dedim.

1 saatlik yolcuğumun ardından Göreme ilçesinde de yer alan Zeus Cave Oteli’ne gelmiş ve odama yerleşmiştim.

Güne sabah 06.00’da başladım. Balon uçuşuna acenteler misafirlerini randevu sistemi kabul ediyor. Benim randevu saatim 06.50 idi. Bir gün öncesinden yaptığım hava durumu kontrolünde havanın serin olacağı bilgisini aldım. Maskemin yanına şalımı ve şapkamı eklemiştim. Kapadokya geniş bir alana yayılmış tarihi bir kent, görülecek o kadar çok yer dinlenecek o kadar çok hikaye var ki, bu yüzden kısa süreli gezilerde acente ve rehber desteği almanız seyahatinizi ciddi anlamda kolaylaştırıp daha nitelikli geçmesini sağlıyor. Bu konuda yardım almak için sosyal medya aracılığıyla (@Gezgörkapadokya) New Göreme Tour firmasına ulaştım.

Balon uçuşumuz için Kızılçukur Vadisine geldik. Rüzgar yönüne göre kalkış rotaları değişebiliyormuş. Balonların uçuşu için hazırlıklar yapılıyordu. 15 dakikalık kısa süreli bekleme sonrası isim listelerinde ismim okunduktan sonra beni balona aldılar. Bulunduğum balonda sepetteki bölmelere 2-3 kişi şeklinde alımlar yapıldı. Covid-19 tedbirleri kapsamında sosyal mesafe kuralına uygun olarak hareket edebiliyordum.

Yaklaşık 50 dakika süren uçuşumda tüm Kapadokya’yı ağır çekimdeymiş gibi izledim. Rüzgarın yönüne göre gökyüzünde süzülüyorduk. 800-900 metre yüksekteydik. Bu bazen ürkütücü gelebilir fakat uçuş boyunca hiç korkmadan kendimi güvende hissettim.

Uçuş pilotumuz biz etrafı seyir ederken anlatıyordu. ‘’ 600’den fazla kilise, 1000’den fazla şapel bulunuyor Kapadokya’da.’’ Gerçekten de çok fazlaydı. Ayrıca Romalılardan kaçmak ve korunmak için yapılan yer altı mağaraları da vardı.

İnişe geçtiğimizin farkına varmadan serin esen rüzgarla dalmış olduğum manzaranın güzelliğinden uyandım. İniş esnasında soğuğu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bu yüzden bir gün öncesinden hava durumunu kontrol etmek ve hava durumuna göre kıyafetlerinizi seçmek balon yolculuğunu daha konforlu geçirmenizi sağlayacaktır.

Zeus’un muhteşem Kapadokya manzarasında kış boyu özlediğim güneşi tenimde hissederek kahvaltımı yapmıştım. Kahvemi otelin terasında içmeye karar vermiştim. Çünkü şansıma şubat ayı olmasına rağmen harika bir hava vardı. Kahvemi yudumlarken karşımda medeniyetlere ev sahipliği yapan Kapadokya ve saçlarımı tarayan bozkırın nefesi bana eşlik ediyordu. Otelin konumu ve teras manzarası ise tüm bu güzellikleri yaşamamda büyük kolaylık sağlıyordu.

Öğleden sonra at safarisi yapmak için yola çıktım. Cappadocia Horse Farm isimli at çiftliğine geldim. Keyifli bir çiftliğe benziyordu çünkü atların dışında kuşlar, tavuklar, köpekler vardı.

Çiftliğe geldiğimde çiftliğin sahibi olan Ahmet Bey beni karşıladı. İlk önce mini bir tur yaptık. Ata binmeden önce kısa bir eğitim verildi. 2 saat süren keyifli at turu sonrası bizlere ikramda bulundular. Çay faslına geçerek sohbet ediyorduk. Tabii ki atlarla fotoğraf çekilmeden olmazdı. Birden ‘’ abi bu atlar zıplıyor mu? ‘’ Dedim.. Masada herkes suratıma öyle bir baktı ki… O an söylediğimin çok normal olmadığını fark etmiştim ama iş işten geçmişti. ‘’ Yani Ahmet Bey 4 ayağı da şaha kalkıyor mu? ‘’ Dedim.  Masada Cappadocia Horse Rance çiftliğinin sahibi olan Yaşar Bey ‘’ benim atım şaha kalkıyor’’ dedi. ‘’ Harika… Rica etsem peki beraber fotoğraf çekilebilir miyiz? Atınızı alıp gelseniz…’’ deyince Yaşar Bey beni kırmadı ve güzeller güzeli atı Gözde’yi aldı. Sonuç ise muazzamdı. Gözde’yi çok sevdim, fotoğrafı çekerken çok eğlendik. Kapadokya’ya öylesi bir değeri kazandırdıkları ve misafirperverlikleri için Yaşar Bey ve Ahmet Bey’e çok teşekkür ederim.

Öyle yorulmuştum ki günü bitirdim. Hemen uyumuştum. Sabah çok erken uyandım. Otelin manzarasından balonları izlemek için terasa çıkmıştım. Hava gerçekten yazdan kalmaydı. Kahvaltımı ettikten sonra otelin hemen yakınında olan Âşıklar Tepesi’ne çıktım.

Manzara harikaydı. Daha sonra çarşıya inip biraz alışveriş yaptım.

Sonrasında Uçhisar Kalesi, Güvercinlik ve Âşıklar Vadisi’ni sırasıyla gezdim. Uçhisar Kalesi’ne çıkamadım çünkü restorasyon çalışmaları vardı ve ziyaretlere kapalıydı. Âşıklar Vadisi’nin içine girip harika fotoğraflar çektim. Yılmaz Bey’e de selamlar olsun buradan. Beraber vadiyi gezdik, çay içip Kapadokya üzerine keyifli bir sohbet yaptık.

Otele geri döndüğümde yarın ne yapsam diye düşünüyordum. Acente sorumlusu Tuğrul Bey ile iletişime geçtim. ‘’Neler yapabilirim?’’ diye sordum. Atv turu ya da jeep safari turu önerdi fakat bu etkinlik için kendimi yorgun hissediyordum. Günü daha dingin ve dinlenerek geçirmek için ‘’başka bir tavsiyesi var mı?’’ diye sorduğumda Göreme manzaralı bir otelin terasında Jakuzi keyfini denememi tavsiye etti. Bu fikri sevmiştim. Rezervasyonum yapılınca soluğu Arinna Hotel’de aldım. Arinna Hotel’den Ramazan Bey çok güzel karşılayıp ağırladı beni. Terasta sıcacık jakuzide tüm yorgunluğumu atmıştım. İnanılmaz bir keyifti yaşadığım. Otelime döndüğümde bedenim gibi zihnim de dinlenmişti.

Vee son gün Kapadokya’da.. Kapanışı bomba gibi yapacaktım. Klasik otomobil ile fotoğraf çekimi yapmayı çok istiyordum. Bu yüzden internetten araştırmaya başladım. Cappadocia Life Travel Mustafa Bey’e ulaştım. Gün batımı için rezervasyon yaptırdım. Akşamüzeri beni üstü açık, tatlı pembe renginde otomobil ile otelimden aldılar. Kızılçukur tarafında gün batımında fotoğraf çekimine gittik. Çok keyifli bir gezi oldu. Tabii ki çok güzel fotoğraflar çektim. Kapadokya gezimi böylece noktaladım.

Pandemi nedeniyle ne yazık ki restoranlar paket servis dışında kapalıydı. Bu yüzden otelimin dışında yemek yiyemedim. Gezemediğim diğer yerleri ise not aldım. Tekrar gelmek için bahane oldu bana. Kapadokya’ya en yakın zamanda tekrar gideceğim.

Pandemi döneminde, bedeninizi ve zihninizi dinlendirme amaçlı planlayacağınız en ideal rotalara ekleyebilirsiniz Kapadokya’yı.

Açık hava gezileri, temiz havası, dolu dolu aktiviteleri ve her yaştan ziyaretçinin ilgisini çekecek tarihi yerleri ile kısa veya uzun konaklamalı programlar için en ideal rotalardan olan Kapadokya’ya çıkıp gelin. Eminim, çok seveceksiniz.

Ben çok sevdim.

Tuğçe Şen Baş
bakmadangezme@gmail.com

Merhaba! Ben Tuğçe.

Yorum Yok

Yorum Gönder