Türklerin ilk adımı Gazi ve Kahraman şehrimiz Kars

Türklerin ilk adımı Gazi ve Kahraman şehrimiz Kars

Bir kere bile ‘gidebilecek miyim?’ diye düşünürken, 3 kez gidip geldim sana sevgili Kars.

Her yolculuğun farklı bir tadı vardı elbet. Fakat ilk yolculuğumun tadını unutamam.

  Trenden iner inmez bizi gardan alan ve tavsiye üzerine ulaştığımız taksi sürücümüz Hakan karşıladı. İletişim numarasını buraya bırakıyorum. İhtiyacınız olursa sizde kaydedin canlarım. Kars Taksi Hakan 0546 569 8789

  Kars gezimizde konaklama için seçtiğimiz otelimiz Güngören Otel. Muazzam bir kar yağışı ve soğukla beraber süren yolculuğumuz sonunda, bizleri sıcak ve samimi bir şekilde karşılayan Otel müdürü Ersin girişte sıcak bir şeyler ikram ederek yol boyunca bize eşlik eden soğuğun etkilerini bitirdi ve otel seçimimizin ne kadar doğru olduğunu kanıtlamış oldu. O kadar yol gitmiştim, yorgun ve uykusuzdum fakat uyumak istemiyordum.

Hızlı bir şekilde odama yerleşip, bir şeyler yemek için Kars sokaklarına çıktım. Ayaklarım yolları biliyor gibiydi. Kendinizi hiç tanımadığınız bir şehre ait hissettiğiniz oldu mu? Aynen öyle…

İlk önce kayboldum sandım fakat her yer ışıl ışıldı. Kar yağışı ile görkemli bir görüntü vardı.

Caddenin hemen köşesinde sarı ışıkları olan bir yer gördüm. Kars Kaz Evi yazıyordu. İçeri girdiğimde her yer doluydu. Gözüm tanıdık birilerini aradı. Trende karşılaştığım 2. kompartımanda kalan Yeliz hızlıca yanıma geldi. Arkadaşı İrem ile beraber oturdukları masaya beni davet etti. Bir yandan yemeklerimizi yerken diğer taraftan da sohbet ediyorduk ve birazdan Aşıklar atışması başlayacağını öğrendim. Muhteşem bir atışma sonrasında beni büyüleyen ve izlemeye doyamadığım Kafkasyalı Asillerin gösterileri başladı.

 

Tabi geldiğinizde yiyeceğiniz ve tatmanızı isteyeceğim yiyecekleri de mini bir Kars Lezzetleri listesi yaptım size..

Açılışı Evedik çorbası ve reyhan şerbeti ile yaptım. Yanına Kete, Piti, Şirin pilavı, Hangel ve evet son olarak Kaz tabi ki. Enfes lezzetleriyle birlikte görsel şölenleriyle birlikte muhteşem bir gece geçirmiştim. Sahibi olan Nuran abla ve işletme müdürü olan Naki bey ile gece sonunda tanışmanın mutluluğunu yaşadım. Otele yürürken sanki evime gidiyor gibi hissetmenin sıcaklığı -15 de kendimi bana çok iyi hissettirmişti.

 

  Sabah o kadar erken uyanmıştım ki; sanırım havasından olsa gerek. Hemen üzerimi değiştirip lobiye indim. Ersin yine tüm sıcak gülümsemesiyle otelin misafirleriyle ilgileniyordu. Hızlıca bir şeyler yedim ve Aile Dostumuz Metin abi ve Ozan’ın gelmesini bekliyordum. Ani Harabeleri ve Çıldır Gölü’ne gidecektik.

  Otelden yaklaşık 1 saatlik yolumuz vardı Ani Harabelerine. Yolda tipi de başlamıştı. En sevdiğim manzara olduğuna o an karar vermiştim. Kış çocuğu olarak başka ne isteyebilirdim ki..

Ani harabelerine geldiğimde kapıdan girdiğim andan itibaren büyülenmiş gibiydim. İçerisi kalabalıktı ve tanıdık yüzler çok fazlaydı. Trende tanıştığım onlarca güzel insanla Ani Harabelerinde de denk gelmek o günün bana hediyesiydi. 3 saatten fazla içerde zaman geçirdik.

Anadolu’da inşa edilen ilk Türk camisi Ebul Manucehr’in burada olduğunu biliyor muydunuz? İlk Cuma namazı Büyük katedralde kılınmıştır. Ani, sadece ticaret olarak değil, inancında önemli merkezidir. İlk ipek yolu’nun da burada olduğunu m.ö 5000 yıllarına kadar da uzanmakta olduğunu söyleyebiliriz. 1030 lu yıllarda Çağrı Bey, Sultan Alparslan’ın babası buralarda sadece keşif yapmıştır. Fakat ömrü el vermediği için bir daha gelememiş. 1064 yılında Sultan Alparslan başta iken Ani şehri Büyük Selçuklu tarafından fetih edilmiş. İlk Anadolu’ya girişimiz buradan olduğu söylenmektedir. 

  Aşık olmamak elde değil Kars’a.. Donmuş gölde yürürken hoplayıp zıplayama başlamıştım. Çocuklar gibi şendim. Ellerim, yüzüm kıpkırmızıydı. Atalay’ın yerine oturup Çıldırın lezzeti Sarı Balık siparişi vermiştik. Donmuş gölden ne kadar zahmetli çıkıyorsa, bir o kadar da tüm lezzetini salıveriyor ağzına. Burada çok fazla alternatifiniz yok. Çok kalabalık olduğundan, yemeği yediniz mi hesabı ödeyip hop gideceksiniz.

Hava kararmaya başlamıştı ve yorulmuştuk. Yarın şehir merkezini gezecektik. Ozan ve Metin abi otele beni bırakacaktı. Otele dönerken Cheltikov Otel’in önünden geçmiştik. Eski hekim evi ya da Konservatuar binası olarak da anılan bu otele, Ozan girebileceğimizi söyleyince fotoğraf makinamı aldığım gibi soluğu lobide almıştım. 1877 yılında Rus Cheltikov ailesinin Kars’a yerleşmesi ve 1894 yılına kadar burada konaklaması için inşaa edilen bu konak Baltık mimarisinden oluşuyordu. Yaklaşık 1 saat tüm konağı gezip, bitirsem de doyamamıştım. Notumu aldım bir sonraki gezimde burada konaklayacaktım.

Otelime döndüğümde hemen kendimi odama atıp, bugüne kadar olmadığı kadar hızlıca uykuya dalmıştım.

Sabah yine aynı saatte çalar saat olmadan uyandım. Kesin tertemiz havasından oluyordu bu yoksa beni sabahın o saatinde çalar saatsiz mümkün değil uyandırmak. Şehir merkezinde hızlıca gezme rotalarınızı söylüyorum. Taş köprü,12 Havariler Kilisesi, Kars Müzesi, Kars kalesi.. Kaleye çıkınca mutlaka burada demlik çay ve sımışka yani asıl bilinen ismi çekirdek çitlemeyi unutmayın.

Şehrin Merkezinde yer olan Milk Bar’a götürdü Ozan bizi. Çok keyifli bir yer çok değişik sütleri var. Deneyebilirsiniz.

Oradan çıktığımızda akşam yemeği için Pushkin Restoran’a yemek yemek için geçtik. Sahibi Müslüm Bey bizi çok güzel ağırladı burada da enfes lezzeti ile Kaz yedik. Bize Kazın neden daha iyi olduğunu, nasıl yapıldığından bahsetti. Bunu da ayrı bir yazımda sizlerle detaylı paylaşacağım. Kafkasyalı Asilerin Kafkas gösterisini burada da izledim. Restorandan çıktığımda kar yağıyordu. Yürüyerek otele doğru ilerlerken aklımda şu cümleler dolaşıyordu..

Aslında coğrafya kaderdir evet ama bütün coğrafyalar insan olmayı gerektirir. İnsan olabilmek ve kalabilmek ümidi ile. Kars ile anlatacaklarım bu kadar değil ikinci yazımda görüşmek üzere.

Yorum Yok

Yorum Gönder